banner28

Tarikat liderleri Erdoğan’ı toplantıda böyle uyarmış: Ahiretini yakma Tayyip Bey

Fehmi Çalmuk, AKP’nin ilk yıllarında başlattığı “Alevi Açılımını” bitirmesine, tarikat ve cemaat liderleri ile yapılan toplantının neden olduğunu yazdı.

ULUSAL 23.01.2020, 11:51
Tarikat liderleri Erdoğan’ı toplantıda böyle uyarmış: Ahiretini yakma Tayyip Bey
banner29

Milli Görüş’e yakınlığı ile bilinen Hürses gazetesinin yazarı Fehmi Çalmuk, AKP’nin ilk yıllarında başlattığı “Alevi Açılımını” bitirmesine, tarikat ve cemaat liderleri ile yapılan toplantının neden olduğunu yazdı.

“Alevi Açılımı”nın başladığı dönemde, tarikat ve cemaatlerin baskısıyla yapılan toplantıya dönemin Başbakan’ı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da katıldığını yazan Fehmi Çalmuk, “Erdoğan’a getirilen eleştiriler okullara Alevilik inancının ‘din dersi’ gibi okutulması, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması  ve cemevlerinin ibadethane haline dönüştürülmek istenmesiydi” ifadelerini kullandı.

Tarikatların toplantıda, “Alevi Açılımı” ile ilgili Erdoğan’a yönelik, “Ahiretini Yakma Tayyip Bey… Şimdi bir alevi evladımız mahşerde çıkıp derse halimiz nice olur ? ‘Yarabbi ben din dersi öğrenmek isterdim. Ancak bana okutturmadılar. Bana İslam’ı öğretmediler. Ben buna sebep olanlardan davacıyım. Ahiretimi yaktılar.’ deyip yakana yapışır. Buna engel ol. Bu AB’nin Batı aleminin İslam’ı boğma projesi, evlatlarımızı dinden uzaklaştırma, İslam’dan uzaklaştırma projesidir. Bu vebalin altında kalamazsın” şeklinde eleştiriler yöneltildiğini belirten Çalmuk, “Erdoğan aralarında eğitim aldığı hocalarının da bulunduğu heyeti dinledi. Bu işe karşı derinlemesine bir direnç olduğu açıktı” diye yazdı.

Toplantıya dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ve eski başkan Mehmet Görmez’in de katıldığını ifade eden Fehmi Çalmuk, danışmanlarının Bardakoğlu ve Görmez ikilisini şu sözlerle uyardığını ifade etti:

“Cumhuriyet tarihinde ilk kez tarikat ve İslami cemaatler hükümetin atacağı bir adımla ilgili geri adım attırdı. Buna izin vermemeliydiniz. Yarın bu güçle sizi makamlarınızdan alaşağı ederler…”

Fehmi Çalmuk’un yazısının ilgili bölümü şöyle:

“ALEVİLİK AÇILIMI NEDİR

Erdoğan’ın Kürt sorunu ile aynı dönemde gündeme getirdiği Alevi açılımı daha sonra yılan hikayesine dönen bir konudur. Konunun bugünlerde yeniden gündeme gelmesini tetikleyen İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı karar ile cem evlerinin ibadethane statüsüne alınması olayıydı. Esasen 2009 yılından bu yana Alevi çalıştaylarının Ak Partili eski bakanın değimiyle “top sektirmeye” döndürülmesi Erdoğan’ın tarikat ve tasavvuf camiası ile ilahiyatçı akademisyenler tarafından korkutulmasıyla sağlandı. Korkutma derken “Ahiretini yakma Erdoğan” sözleri…

Olayın daha sonra FETÖ’nün kurdurduğu sivil toplum örgütleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki nüfusu devletin çözüm noktasında işe bigane kalmasını sağladı. İşin ilginç yanı devletin istihbarat yapısının Kürt sorununun çözülmesinden sonra Alevi sorunun çözülmesini istemesinin altında “Yakın ve açık tehlike” görülmesi olayı vardı. Kürtlerin bölücü ayrılıkçı yapılarını silahlı örgütle sağlamaları karşısında Aleviler’in devletin bütünlüğüne karşı silahlı eylem içinde olmaları mevzubahis bile değildi. Anadolu Alevileri silahlı mücadeleyi şiddetle ret etti. Devlete, ülke bütünlüğüne sahip çıktı.

Devletin zihin kodlarında Dersim olayları diri dursa da TİKKO dışında silahlı örgütün Alevi haklarının savunuyor gözükmesine bir de PKK terör örgütünün propagandaları eklendi. FETÖ terör örgütünün devletin Alevi açılımını baltalaması, hedefinden saptırması artık devleti yönetenlerin gözünde Alevi açılımını gerekli olduğu kadar zor ve çözümsüz bir konu klasörünün açılmasına neden oldu. Gezi olaylarında öldürülen isimlerin bir çoğunun Alevi ortak paydasında buluşması ve olayların gerçekleşmesinde istihbarat destekli örgütlerin Alevilerin taleplerini diline dolamaları çözülmesi bekleyen dosyalar arasında bu başlığın yer almasını sağladı. Artık Alevi açılımı klasörden çok rafları dolduran dosyalar olarak karşımızda duruyor.

CAMİ-CEMEVİ KARŞILIĞI MI

Erdoğan Başbakanlığı döneminde Alevi Çalıştayı’nı  devlet millet kaynaşmasının bir gerekliliği olarak gündeme getirmiş, Muharrem İftarlarına katılmış, cem evlerini ziyaret etmişti.

2007 yılında partisinin İstanbul mitinginden sonra Zeytinburnu Eriklibaba Kültür Derneği’ni ziyaret etti. Dernek Başkanı Metin Tarhan sohbet sırasında Başbakan Erdoğan’a “Özellikle cemevlerinin ibadethane olarak yasal statüye kavuşturulması için sizden destek bekliyoruz” talebine Erdoğan şu cevabı vermişti:

“İbadethane denilince cami algılanıyor. Cemevlerinin ibadethane olarak yasal statüye kavuşturulmasını bilim adamlarının değerlendirmesi gerekir, toplumun buna hazırlanması gerekir, hemen olmuyor. Sorunları iktidarda çözmenin çabası içinde olacağız. Çözüm için farklı kesimlerin birbirleriyle yakınlaşması gerekir”

Alevi derneklerinin bir bütün halinde hareket etmedikleri biliniyordu. Erdoğan hangi grubu muhatap alsa diğer grupta itiraz yükseliyor, farklı talepler geliyordu. Talepler  yalnızca “Cemevleri ibadethane kabul edilsin” teklifinde kalmıyor, Alevilik kültürünün din ve ahlak bilgi dersinde genişçe yer bulmasından tutunda zorunlu din dersinin kaldırılmasına kadar gidiyordu. Alevi dedelerinin yasal statüye kavuşturulması, maaşlarının devlet tarafından ödenmesi gibi talepler liste uzayıp gitti.

Din dersinin zorunlu olması 12 Eylül askeri yönetiminin emriydi. O dönemde MSP’lilerin MC hükümetlerinde yapamadıklarını 12 Eylül’ün generalleri gerçekleştirmesinden başka bir şey değildi.

Erdoğan 2012 yılında ise kaçak bir cemevi inşaatıyla ilgili şunları söyledi:

“Aleviler Müslüman’dır diyenler var, değildir diyenler var. Aynı zamanlarda bir de bunların içinde Ateist olanlar var. Eğer biz müslümansak bir alevi olarak, o zaman Müslüman’ın ibadethanesi tek olması lazım. Cemevine karşı olduğumu söylemiyorum. Mesela Türkmen Alevi’leri camiye gelirler. Ama bağıran çağıran tipler var ya. Camiyle cemevi ile alakaları yok. Ama cemevi konusunda bir çok aradaşımın olumlu yaklaşımı vardır.”

AİRETİNİ YAKMA TAYYİP

Erdoğan Alevi açılımıyla ilgili çalışmaları başlattığı dönemde Emin Saraç’ın organizesiyle (tarikat ve cemaatlerden gelen baskılar ve talepler nedeniyle) bir çok tarikat, tasavvuf ve İlahiyat Fakültesinden önde gelen isimler toplandı. Emin Saraç Hocaeefendi, hiçbir tarikat ve cemaatin üyesi olmaması nedeniyle öne çıkan saygın bir İslam alimi…Kimilerine göre Erdoğan’ın Emin Saraç Hocaefendi’ye karşı hürmetinin nedenleri arasında etnik boyutu gündeme getirse de, ben bu konunun Erdoğan’ın dine, dindara ve alime bakış açısı bakımından etken olmadığı görüşündeyim. Dönelim yeniden konumuza.

Diyanetten Başkan Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ve Prof. Dr. Mehmet Görmez de toplantıya davet edildiler. Konukları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dı. Erdoğan’a getirilen eleştiriler okullara Alevilik inancının “din dersi” gibi okutulması, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması  ve cemevlerinin ibadethane haline dönüştürülmek istenmesiydi. Aldığım bilgilerle işin özetini yazayım:

-Ahiretini yakma Tayyip Bey…Şimdi bir alevi evladımız mahşerde çıkıp derse halimiz nice olur ? ‘Yarabbi ben din dersi öğrenmek isterdim. Ancak bana okutturmadılar. Bana İslam’ı öğretmediler. Ben buna sebep olanlardan davacıyım. Ahiretimi yaktılar.’ deyip yakana yapışır. Buna engel ol. Bu AB’nin Batı aleminin İslam’ı boğma projesi, evlatlarımızı dinden uzaklaştırma, İslam’dan uzaklaştırma projesidir. Bu vebalin altında kalamazsın.”

Erdoğan aralarında eğitim aldığı hocalarının da bulunduğu heyeti dinledi. Bu işe karşı derinlemesine bir direnç olduğu açıktı.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, toplantı sonrası tarikat ve cemaatlerden aldığı destekle 2007 yılının hac mevsiminde tavrını açık ve net bir biçimde koydu:

“Siyasetçiler herhalde duracakları yeri bileceklerdir kanaatindeyim. Önce siyasetçiler kendi kararlarını versinler. Ancak unutulmamalıdır ki suyun akacağı mecra bellidir. Siyasetçiler bir gün cemevlerinin ibadet yeri olduğu konusunda bir kanun çıkartmak isterlerse, herhalde laiklik konusunda çok ilginç bir uygulamaya imza atmış olurlar. Bir yerin, ibadet yeri olup olmayacağı kararı kanun konusuysa, biz de siyasetçilere, ’Haccı Türkiye’de yapmayı mümkün kılan bir kanun çıkart. Aleviler bizim öz inancımızdır ve kültürümüzdür. Ancak, hiçbir zaman cemevini, caminin alternatifi olarak görmedik. Kerbela’yı Kabe’nin alternatifi olarak görmediğimiz gibi. Diyanet İşleri Başkanlığı dışında, ikinci bir Alevi Diyaneti’nin kurulmasını Türkiye’nin yerleşik diyanet ve cumhuriyet anlayışına aykırı görürüm. Bunun yapılması, Diyanet’i de bir mezhebe ve meşrebe bağımlı kılmak demektir”

Erdoğan için iki yol vardı. Ya vazgeçilecek ya da süreç başka bir metodla yürütülecekti. Ancak danışmanları hem Bardakoğlu’nu hem de Mehmet Görmez’i şu sözlerle uyardı:

-Cumhuriyet tarihinde ilk kez tarikat ve İslami cemaatler hükümetin atacağı bir adımla ilgili geri adım attırdı. Buna izin vermemeliydiniz. Yarın bu güçle sizi makamlarınızdan alaşağı ederler…

Danışmanın o uyarısı yıllar sonra Mehmet Görmez’in Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan ayrılmasına kadar giden sürecin habercisiydi.

Erdoğan bu sözlere kadar oy hesabı yaparak süreci başlatmamıştı. Bir grup danışman Alevi oylarının Ak Parti’ye gelmediğini belirterek Erdoğan’ı “Zaten bize oy vermiyorlar” yorumuna yapmasını bile sağladılar. Ancak 2009 yerel seçimlerde yerel adaylara oy verebilirdiler. Erdoğan bu kez gözü korkmuştu. Süreç bu kez “İnanç ve Kültür Merkezleri” adı altında ikna turlarına sahne olacaktı.

-Zaten mevcut Cemevleri kültür merkezleri şeklinde devam ediyor. Hükümet Cemevlerini İnanç Merkezleri haline dönüştürecek.

-İslam’da ibadethane yok. Camilerin ibadethane haline dönüştürülmesi Cumhuriyet döneminin, laiklik uygulamasının modeli. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla camiler ibadethane haline geldi.

-Cemevleri’ndeki yapılan inanç faaliyetlerinin belli zamanı yok. Dedelerin cemevlerine gelişleri, ziyaretleri nedeniyle faaliyetler yapılıyor. İnanç merkezleri her yıl yapacağı faaliyeti, kapsamanı, bütçesini bildirecek. Bu giderler fondan karşılanacak.

-Hiçbir alevi dedesinin devletten maaş alma gibi talebi olmadı. Selçuklu ve Osmanlı döneminde dedelerden vergi alınmadı, arazi tahsis edildi. Dede geleneğinin bir okulu yok. babadan oğula geçen bir gelenek. Onları imamlar gibi devlet memuru gibi statüye alabilmek  mümkün değil. İnanç merkezlerinin yıl içinde yapacağı faaliyetlerde personel gideri olarak ücret durumu karşılanabilir.

-Avrupa Birliği Türkiye’deki mezhep farklılığı din gibi algılıyor. Katolikler, Protestan Hristiyanlık içinde mezhep farklı bakış açısı olması gerekirken din gibi algılıyor ve öyle kabul ediyor. Türkiye’de Alevilik, Sünnilik bir mezhepsel farklar. AB sürecine bunun anlatılması gerekiyor.

Cemevlerine statü verilmesine karşı çıkanların başında Prof. Dr. Hayrettin Karaman geliyordu. Karaman danışmanların ikna metodunun başarıya ulaştığının ilk canlı örneğidir. “İnanç merkezleri” fikrini benimsemişti. Laiklik sistemini benimseyen Türkiye’de bu tür uygulamaların başlayacağını “Türkiye İslami bir devlet değil. Laik bir devlet” diyerek savundu. Ancak Hayrettin Karaman’ın ikna edilmesi diğer heyet üyelerinin ikna edilmesi anlamına gelmiyordu.

Ne cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ne de din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması konusu bir daha gündeme gelmedi. Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu’nun yanısıra CHP’de Alevilik konusunu yeniden gündeme getirilmeye hazırlanıyor. Bu konunun Ortadoğu’da vekalet savaşlarının sürdüğü Sünni-Şii ayrımının çatışmaya yöneldiği bir dönemde yeniden ısıtılması hayra alamet değildir. Erdoğan’ın Alevi çalıştayı yapmasından en çok rahatsız olan ülkelerin başında İran’ın gelmesini unutmamamız gerekir.”

Yorumlar (0)
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 21 Şubat 2020
İmsak 06:27
Güneş 07:49
Öğle 13:30
İkindi 16:32
Akşam 19:02
Yatsı 20:18
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 44
2. Başakşehir 22 43
3. Galatasaray 22 42
4. Sivasspor 22 42
5. Alanyaspor 22 39
6. Fenerbahçe 22 38
7. Beşiktaş 22 36
8. Göztepe 21 33
9. Gaziantep FK 22 30
10. Malatyaspor 21 24
11. Gençlerbirliği 22 24
12. Denizlispor 22 24
13. Çaykur Rizespor 21 24
14. Antalyaspor 22 22
15. Konyaspor 22 20
16. Ankaragücü 22 20
17. Kasımpaşa 22 16
18. Kayserispor 22 15
Takımlar O P
1. Hatayspor 22 42
2. Erzurum BB 22 39
3. Bursaspor 22 39
4. Adana Demirspor 22 34
5. Keçiörengücü 22 32
6. Akhisar Bld.Spor 22 32
7. Menemen Belediyespor 22 32
8. Altay 22 31
9. Fatih Karagümrük 22 31
10. Ümraniye 22 29
11. Giresunspor 21 28
12. Balıkesirspor 22 28
13. İstanbulspor 21 26
14. Altınordu 22 24
15. Osmanlıspor 22 18
16. Adanaspor 22 18
17. Eskişehirspor 22 16
18. Boluspor 22 16
Takımlar O P
1. Liverpool 26 76
2. Man City 26 54
3. Leicester City 26 50
4. Chelsea 26 41
5. Tottenham 26 40
6. Sheffield United 26 39
7. M. United 26 38
8. Wolverhampton 26 36
9. Everton 26 36
10. Arsenal 26 34
11. Burnley 26 34
12. Southampton 26 31
13. Newcastle 26 31
14. Crystal Palace 26 30
15. Brighton 26 27
16. Bournemouth 26 26
17. Aston Villa 26 25
18. West Ham 26 24
19. Watford 26 24
20. Norwich City 26 18
Takımlar O P
1. Real Madrid 24 53
2. Barcelona 24 52
3. Getafe 24 42
4. Atletico Madrid 24 40
5. Sevilla 24 40
6. Villarreal 24 38
7. Valencia 24 38
8. Real Sociedad 23 37
9. Granada 24 33
10. Athletic Bilbao 24 31
11. Osasuna 24 31
12. Real Betis 24 29
13. Levante 24 29
14. Deportivo Alaves 24 27
15. Real Valladolid 24 26
16. Eibar 23 24
17. Celta de Vigo 24 21
18. Mallorca 24 21
19. Leganés 24 19
20. Espanyol 24 19