banner32

banner28

Faiz-enflasyon-kur arasında nasıl bir ilişki var?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu'nun Merkez Bankası başkanlığına atanmasından sonra bugün ilk kez toplanacak. PPK'nın faiz kararı merakla bekleniyor. Türkiye'de bir süredir faiz oranlarının seyri ve bunun enflasyon ile döviz kuru üzerindeki etkilerine dair tartışmalar yapılıyor. Ekonomi açısından büyük önem taşıyan bu üç etken arasında nasıl bir ilişki var?

ULUSAL 15.04.2021, 10:03
Faiz-enflasyon-kur arasında nasıl bir ilişki var?
banner29

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu'nun Merkez Bankası Başkanlığına atanmasından sonra bugün ilk kez toplanacak. PPK'nın faiz kararı merakla bekleniyor.

Türkiye'de bir süredir faiz oranlarının seyri ve bunun enflasyon ile döviz kuru üzerindeki etkilerine dair tartışmalar yapılıyor.

Geleneksel ekonomi teorisinde, faizlerin yüksek tutulmasının enflasyonu aşağı çekme ve ilgili ülkenin para birimini de güçlendirme yönünde bir etkisi olacağı düşünülüyor.

Türkiye'de ise AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, enflasyonu düşürmek için faizlerin indirilmesi görüşünü savunuyor.

Uluslararası yatırımcılar, Türkiye'nin Kasım ayında ekonomi yönetiminde değişikliklerin yapıldığı döneme kadar uyguladığı para politikasının bu temele dayandığını öne sürüyor ve bunu da Türk Lirası'nda görülen değer kaybının en önemli nedenleri arasında gösteriyor.

FAİZ VE ENFLASYON ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ VAR?

Enflasyon ve faiz oranları arasında yakın bir ilişki bulunuyor. Faiz ayrıca döviz kurunu da etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.

Uygulanan politikalarla bunlar arasında bir denge kurulmaya çalışılıyor.

Merkez Bankası'nın piyasadaki para arzını yönetebilmek için sahip olduğu araçlardan birisi politika faiz oranları.

Politika faiz oranlarında yapılan değişiklikler piyasadaki oyuncuların borç alma ve verme maliyetlerini değiştirdiğinden hem bankaların uyguladığı faizleri hem de tahvil, hisse senedi gibi varlıkların değerini etkiliyor.

Faiz oranlarının düzeyi, bireylerin ve kurumların kaynaklarını tasarrufa ya da harcamaya yöneltmesinde belirleyici oluyor.

Örneğin, faiz oranlarının düşük olduğu bir ortamda tasarruf üzerinden elde edilecek gelir de düşük olduğundan harcama eğilimi artıyor.

Dolayısıyla faiz oranlarının düşürülmesinin tüketim harcamalarının artması ve ekonomik büyümeyi desteklemesi bekleniyor.

Ancak tüketim harcamalarının artması beraberinde enflasyonun yükselmesi riskini getiriyor.

Bir diğer konu da faizlerin düşük olduğu bir ortamda kredi alma ve verme eğiliminin artmasının piyasadaki yerel para birimi miktarının yükselmesine neden olması. Bu da enflasyon riski yaratan bir başka unsur olarak ortaya çıkıyor.

Bu nedenle genel kabul gören ekonomi teorisinde, faiz oranlarının düşük tutulmasının enflasyon yaratacağı ve enflasyonun arttığı bir dönemde de fiyat artışlarını dizginlemek için faiz artırımına gidilmesi gerektiği görüşü bulunuyor.

FAİZ İNDİRİLİRSE ENFLASYONUN DÜŞECEĞİ GÖRÜŞÜ NEYE DAYANIYOR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, faizlerin düşürülmesi halinde enflasyonun da düşeceği yönündeki geleneksel kalıpların ötesine geçen ve sıra dışı kabul edilen ekonomi görüşünü destekleyen isimler arasında yer alıyor.

Erdoğan, Ocak ayında İstanbul'da ekonomiyle ilgili yaptığı bir konuşmada, "Bana yatırım lazım, istihdam lazım, üretim lazım, ihracat lazım. Eğer bu dört başlık yoksa hiçbir şey yok, biz bununla övüneceğiz. Asıl iş faizi düşürmek suretiyle enflasyonu aşağıya çekmektir" dedi.

Erdoğan'ın da savunduğu bu görüş, 19'uncu yüzyılın sonları ve 20'nci yüzyılın başlarında yaşamış olan ekonomist Irving Fisher'ın geliştirdiği bir teoriye dayanıyor.

Fisher'ın geliştirdiği teori, nominal faiz, reel faiz ve enflasyon beklentisini hesaba katan bir formüle dayanıyor.


  • Nominal Faiz: Piyasada uygulanan ve paranın değer kaybı finansal hareketlerden arındırılmamış faiz oranı.
  • Reel Faiz: Nominal faizin enflasyonun etkisine göre ayarlanmış hali
  • Beklenen enflasyon: Fiyat hareketlerine göre, ilerideki belirli bir dönem için hesaplanan fiyat artış oranı.
  • Reel faiz = (1 + Net Nominal Faiz) / (1 + Beklenen Enflasyon) -1

Bu formüle göre, reel faiz oranı ile beklenen enflasyon oranı toplamının nominal faiz oranına eşit olduğu varsayılıyor.

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikalarından Sorumlu Başdanışmanı Cemil Ertem, Erdoğan'ın yaklaşımının ardındaki nedenlerle ilgili yazdığı bir makalede, Fisher'ın geliştirdiği formül baz alındığında enflasyon ile faiz oranları arasında ters değil, doğru bir korelasyonun görüldüğünü belirtti.

Ertem, Mayıs 2018'de Daily Sabah gazetesine yazdığı yazıda, "Buna göre, reel faiz oranının uzun vadede sabit kalacağı varsayımıyla nominal faiz oranında yapılacak bir artış, enflasyon beklentisinde de bir artış olacağı anlamına geliyor. Özetle Fisher formülüne göre, faiz oranları ile enflasyon arasında uzun vadede doğru bir korelasyon olduğu açıkça görülüyor" dedi.


Fisher formülü nedir?

  • i ? r* + ?
  • nominal faiz oranı = reel faiz oranı + enflasyon

Ertem, aynı makalesinde 2008 yılında yaşanan krizin geleneksel görüşün doğru olmadığını ortaya koyduğunu savundu.

Ertem makalesinde ayrıca, son dönemde dünyanın farklı yerlerinde Fisher denklemini savunan görüş ve akademik çalışmaların yapıldığı "Neo-Fischercı" bir akımın doğduğunu aktardı.

Özellikle 2008 krizinin ardından Fisher'ın yaklaşımını savunan ve para politikalarının buna göre düzenlenmesi gerektiğini söyleyen, aralarında ABD Merkez Bankası yetkililerinin bulunduğu bazı ekonomistler oldu.

Ancak şu ana kadar bu formülün hayata geçirilmesi halinde geçerli olduğunu ortaya koyan somut bir örnek olmadığına dikkat çekilirken faiz ve enflasyon ilişkisine dair geleneksel görüş hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde para politikalarına yön vermeyi sürdürüyor.

Bu noktada da piyasadaki belirlenmiş "nominal faiz" ile enflasyon oranı arasındaki farkı gösteren reel faiz önemli bir kavram olarak ortaya çıkıyor.

Örneğin, kendi para birimine yatırımcı çekmek isteyen ülkelerin enflasyon oranının üzerinde faiz vererek, yatırımı cazip kılması gerekiyor.

DÖVİZ KURU BU DENKLEME NASIL GİRİYOR?

Döviz kuru, enflasyon ve faizle birlikte üçgenin diğer bacağını oluşturuyor. Bu bacak, özellikle Türkiye gibi üretimin büyük oranda ithal girdilere bağlı olduğu ülkeler açısından büyük önem taşıyor.

Döviz kurunda meydana gelen artışlar, üreticilerin maliyetlerini artırdığı için satış fiyatlarına da yansıyor ve bu da enflasyonun yükselmesine neden oluyor.

Ekonomist Ege Cansen, 2006 yılında Hürriyet gazetesine yazdığı bir yazıda, Türkiye gibi ülkeler için arz-talep dengesinin ötesinde döviz kurunun da enflasyon üzerinde önemli bir etkisi olduğuna dikkat çekti.

Cansen, "Türkiye gibi parası yumuşak yani döviz olmayan ülkelerde, enflasyon 'devalüasyon-enflasyon' sarmalı yüzünden yapışkan hale gelir. Kur artışlarını yavaşlatmadan, fiyat artışları yavaşlamaz. Dolayısıyla bu ülkeler, ekonomiyi soğutarak değil, döviz kurunu düşürerek enflasyonu yavaşlatır. Bunun için ulusal paralarına yüksek faiz verip, sıcak parayı ülkelerine çeker. Artan döviz arzı yüzünden düşen kurla, döviz fiyatına endekslenmiş fiyat artışları yavaşlar" diye yazdı.

Genel kabul gören görüşlere göre, bir ülkede döviz kurunun seyrinde yatırımcıların o ülkenin para birimine "yatırım yapma ve elinde tutma arzusu" belirleyici rol oynuyor.

Yatırımcıların bu algısında da o ülkenin makroekonomik dengelerinin güçlü olması gibi ekonomik etkenlerin yanı sıra siyasi istikrar gibi güven ve risk unsurunu etkileyen faktörler de büyük önem taşıyor.

Ayrıca bir ülkenin para birimine yatırım yapanların bundan bir getiri elde etmek istedikleri kabul ediliyor.

Bu noktada da piyasadaki belirlenmiş "nominal faiz" ile enflasyon oranı arasındaki farkı gösteren reel faiz önemli bir kavram olarak ortaya çıkıyor.

Örneğin, kendi para birimine yatırımcı çekmek isteyen ülkelerin enflasyon oranının üzerinde faiz vererek, yatırımı cazip kılması gerekiyor.

MERKEZ BANKASI'NIN GÖREVİ NE?

Finans sistemi içerisinde merkez bankaları, ellerindeki faiz, para basma ve döviz rezervi gibi araçlarla piyasadaki para arzını belirleyerek ekonomik dengelerin korunmasında kritik bir rol oynuyor.

TCMB'nin internet sitesinde kurumun temel amacı "fiyat istikrarını sağlamak" olarak tanımlanıyor ve bu ifade ile "ekonomik kararlarda dikkate almayı gerektirmeyecek ölçüde düşük bir enflasyon oranının" kastedildiği belirtiliyor.

TCMB'nin diğer görev ve sorumlulukları finansal istikrar, döviz kuru rejimi, banknot basma ve ihraç imtiyazı ve ödeme sistemleri olarak sıralanıyor.

Türkiye'de 2006 yılından bu yana enflasyon hedeflemesi rejimi uygulanıyor.

TCMB'nin konuyla ilgili hazırladığı kitapçıkta, bu rejim, sayısal bir enflasyon hedefinin belirlenip bunun kamuoyuyla paylaşıldığı ve Merkez Bankası'nın da tüm para politikası araçlarını bu hedefe ulaşmak amacıyla kullandığı bir rejim olarak tanımlanıyor.

Özetle Türkiye'de TCMB'nin ana görevini enflasyonu elindeki araçları da kullanarak belirlediği hedefi tutturmak oluşturuyor.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, 2018 yılında yazdığı bir yazıda, TCMB'nin belirlediği hedeflere ulaşabilmesi için bağımsızlığının sağlanmasının ve şeffaflığının da artırılması gerektiğini belirtti.

Eğilmez, TCMB'nin elindeki araçları kullanarak faiz, enflasyon ve kur dengesini yönetebileceğini ifade ederek, "Örneğin kurların hızla yükseldiği ve bunun enflasyonu artırdığı bir ortamda Merkez Bankası para politikasının en önemli aracı olan borç verme faizini artırarak piyasa faizlerini yukarı iter ve bu yolla kuru ve enflasyonu denetim altına alabilir" yazdı.

Ancak Eğilmez, Türkiye'de her ne kadar enflasyonla mücadele en önemli hedef gibi gösterilse de "gizli hedefin" büyüme olduğunu ve bunun da para politikaları ile maliye politikaları arasında çelişki yarattığına dikkat çekti.

Yorumlar (0)
22
az bulutlu
Namaz Vakti 14 Mayıs 2021
İmsak 04:15
Güneş 05:54
Öğle 13:13
İkindi 17:04
Akşam 20:22
Yatsı 21:53
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 35 60
6. West Ham 35 58
7. Tottenham 35 56
8. Everton 35 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 35 49
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 36 80
2. Real Madrid 36 78
3. Barcelona 36 76
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 36 56
6. Real Betis 36 55
7. Villarreal 36 55
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 36 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 36 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 36 30